çivilemek

-i
1. 用钉子钉住: Marangoz kapıyı çivileyecek. 木匠要把门钉上。
2. 转́ 使固定: Gözleriyle onu olduğu yere çiviledi. 她看得他一动也不敢动。Gözünü Ali'nin geleceği yola çiviledi. 他目不转睛地朝阿里要来的方向看。
3. 俚́ 性交, 交媾
4. 俚́ 砍伤, 扎伤
5. 俚́ 搬弄是非

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • çivilemek — i, e 1) Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak 2) Aynı noktaya sürekli olarak bakmak Duvara sırtını verip çömeldi. Gözünü hamamcının geleceği yola çiviledi. A. Sayar 3) i, mec. Vurmak, öldürmek 4) e, mec. Olduğu yerde hareketsiz bırakmak… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kadamak — çivilemek, mihlemek, mismarlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çivileme — is. 1) Çivilemek işi 2) sp. Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş 3) zf. Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çivileyivermek — i, e Ansızın veya çabucak çivilemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mıhlamak — i 1) Mıhla tutturmak, çakmak, çivilemek 2) Birini silahla yaralamak veya öldürmek 3) mec. Birini veya bir şeyi bir yerden ayrılamaz, kıpırdayamaz duruma getirmek Korku ikimizi de sanki mıhlamıştı. A. Rasim …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çarmıha germek — haç biçimindeki darağacına çivilemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.